ANASAYFA

Yeni bir ‘Batı Fırtınası’

yeni-bir-bati-firtinasi--64

Yeni bir ‘Batı Fırtınası’
Sadece sporda değil, her alanda geriye giden İzmir, Bucaspor’un 1. Lig’de mücadele ettiği ilk yılda elde ettiği şampiyonluk ile üzerindeki ölü toprağı bir nebze olsun attı. Fırtına’nın başarıya giden öyküsünü bu yazı dizisinde soluksuz okuyacaksınız
MAYIS haindir.
Hem de baş hain.
2000 yılının bir Mayıs gecesinde kaybettim ben Altay’ı Antalya’da.
İki sene sonra bir başka Mayıs’ta Altay ile Göztepe’yi.
Sonra Karşıyaka ile Denizli’deki Adana DS faciasını yaşadım.
Bu Altay yüzünden 2006’da, 2007‘de, 2009’da düştüm ben Ankara yollarına.
Dönüşüm hep hüzün.
Karşıyaka güldürür diye yüzümü geçen Mayıs Ankara’da, bir umutlandım ki sormayın gitsin.
Elimde hüzün çiçekleri, tuttum yine İzmir’in yolunu.
Bu yüzden sevmem Mayıs’ları.
Gözyaşı vardır her Mayıs’ta benim için.
İzmir futbolunun çöküşü vardır, hüznü, umutsuzluğu vardır.
Ama bu Mayıs. İşte Mayıs gerçekten çok farklı.
Bu baş hain, ilk kez bir şampiyonluk öyküsü yazdırıyor bana.
Alıyorum galiba Mayıs’lardan intikamımı.
Bugün Bucaspor, belki yarın Altay veya Karşıyaka.
Bir öykü daha sıkıştırırım araya, 32 kısım tekmili birden.
Neyse, “çok para haramsız, çok laf yalansız olmaz.”
Biz geçelim şu şampiyonluk öyküsüne ve alalım yavaş yavaş Mayıs’tan öcümüzü sindire sindire.
* * *
TAKVİM yaprakları, 17 Mayıs 2009’u gösterdiği gün tüm Türkiye, Bank Asya 1. Lig “şampiyonu ” Bucaspor’u alkışlarken, diğer yanda günler sonra kopacak o büyük Fırtına, yavaş yavaş biriktiriyordu içinde rüzgarlarını.
Önce; şöyle bir esip geçecek “İzmir imbatı” zannetti onu herkes.
Yeni bir “Batı Rüzgarı” gözüyle baktılar sonra.
Ama o Fırtına’ydı.
Günü gelince apansız esecekti.
Kendini şöyle bir Buca Arena’da gösterdi önce, tribünler sallandı.
Kafasını çıkarıp Buca sokaklarına daldığında koca ilçeyi sürükledi peşinden.
İzmir’e doğru yol alırken, arkasında onbinler vardı artık.
Ve sonra. Ve sonra, görkemiyle, gücüyle, kudretiyle tüm Türkiye’yi aldı etkisi altına.
Hatırlar mısınız, “Fırtına’ya kapılın” diye uyarmışlardı sezon başında.
İşte bu öykü, o gün Fırtına’ya kapılanların hikayesidir aslında.
Ne bir eksik, ne bir fazla.
* * *
Tarihinin en güçlü kadrosuyla 2. Lig’de 2008-2009 sezonuna başlayan Bucaspor, zorlu maratonun sonunda tarifi imkansız bir başarıyla şampiyonluk kupasını kaldırıyor, İzmir’in Bank Asya 1. Lig’deki üçüncü temsilcisi oluyordu.
Bir omzunda “küme düşmeyen takım” apoleti bulunan Bucaspor, diğer omzuna da “2. Lig şampiyonu” apoletini takıyor, gurur ve heyecanı birlikte yaşıyordu.
Gururluydu, çünkü 19 yıl boyunca mücadele verdiği 2. Lig günlerini ardık geride bırakıyordu. Heyecanlıydı, çünkü tarihinde ilk kez 1. Lig’de boy gösterecekti.
Kıpır kıpırdı Buca.
Kıpır kıpırdı Bucaspor.
Ancak her mutlu şey gibi bunun da bir sonu vardı ve Bucaspor çok geçmeden acı gerçekle tanışıyordu: PARA.
* * *
Türkiye liglerinin bu en mütevazı takımı, 82 yılda harcamadığı kadar parayı, bir umutla belki bir sezonda harcamak zorunda kalacaktı.
En büyük umudun, en büyük hayal kırıklığına dönüşme ihtimali, sinsi bir yılan gibi akıtıyordu zehrini damarlarına herkesin.
Zor bir yolculuk bekliyordu Bucaspor’u.
Gerçekten çok zor.
Parayı bulmak bir dert, onu doğru kullanmak ise bir başka dertti.
* * *
En kritik dönemde ateşten gömleği sırtına geçirmekte bir an bile tereddüt etmeyen, gemiyi şampiyonluk rıhtımına yanaştıran Şeref Üstündağ ve arkadaşları gerçekten çok yorulmuştu o günlerde. Bu nedenle genel kurul kararı alınıp yola yeniden çıkmak gerekiyordu.

ILGILI KONULAR:

ÖLÜM KORKUSU
Bu Kareyi Özlemiştik
Aziz Kocaoğlu: EKMEĞE ZAM YAPANI YAKARIM

Genel, İzmir Spor